hasan's profileYARIM ŞAİR'in SAYFASIPhotosBlogListsMore Tools Help

YARIM ŞAİR'in SAYFASI

Aralandı perde, göründü odam! / Alnı ellerine düşmüş bir adam!!!
October 17

RUH

Kâinâtın pençesinden kurtulup

Baka bir âlemde sonsuz yer bulup

 

Cismi yer altında lâkin kendi yok

Esti yelden el alıp rüzgâr olup

 

Ben de bilmem hangi yoldan gitti ruh

Ah götürmüş bir melek rehber olup

 

Varsa görmüş kimse gelsin söylesin

Bir ışıktan hızlı geçmiş nur olup

 

Şimdi yerden arşa yükselsin duam

Hakk’a mâlum halka ancak sır olup

 

Rabb’e vuslat bende artık bir amaç

Aşkla göçsem yâre layık yâr olup

 

 

Fâilâtün / Fâilâtün / Fâilün

 

İlk aruz denemem...

Çok başarılı değil belki ama

Paylaşmak istedim :)

October 13

Dua

Cümle cihan cem olsa; dilde kalpte kelam tek!
Cümlesinin derdine açsak kollarımızı…
Cümlesini birden halk oldular diye sevsek
Cümlesine hep açık tutsak yollarımızı…
 
Cümle kelimeleri tek elife denk bilsek,
Cümleleri okusak ulvî kelimelerden!
Cümle cânı can diye, can gibi sevebilsek,
Bahsetsek Mecnun iken Leyla’yım demelerden!
 
Yerin kulağı varmış, usulca fısıldasak
Ve duyursak hak diyen avazımızı arşa!
Uyku vaktinde dahi hep onu sayıklasak
Kainatın diliyle girsek büyük yarışa!
 
Cümle halkalarını kırıp koparabilsek,
Nefsin ruha vurduğu demirden zincirlerin!
Geçip Hak kapısından, cennette durabilsek
Büyük marifetiyle ruhi çilingirlerin!
                                             Amin!!!!
yarım şair-Hasan Türkyılmaz
September 26

Güldür Geceyi

Dün gece rüyamda bir Davudi ses;
"Uyan" dedi, "uyan, güldür geceyi!"
Sustu! Çekti sonra derin bin nefes
Ve bağırdı "Uyan, güldür geceyi!"
 
Açtım gözlerimi, etraf karanlık...
Bir yol bulup kovsam bu düşünceyi
Boşver dedim rüya işte bir anlık...
"Ey Hak yoldan cayan, güldür geceyi!"
 
Sağa-sola döndüm; ne renk, ne şekil..!
Ne bir melek gördüm, ne cin cüceyi..!
Dedim ki her kimsen karşıma dikil!
"Ey görmeyip duyan, güldür geceyi!"
 
Sıcak yatağımda titredim o an...
Şimdi kolaysa çöz bu bilmeceyi!
Kim bu vakit, burda benle konuşan?
"Ey nefsine uyan, güldür geceyi!"
 
Sordum, nasıl, nasıl gülecek gece?
Cevap ver de bitir bu işkenceyi!
Dedi ki "Abdest al, temizlen önce,
Seccadeye dayan, güldür geceyi!"
 
"Ey Hak yoldan cayan, güldür geceyi!"
"Ey görmeyip duyan, güldür geceyi!"
"Ey nefsine uyan, güldür geceyi!"
"Seccadeye dayan, güldür geceyi!"
 
"Uykuyu kâr sayan, güldür geceyi!"
"Uyma, nefsin yılan, güldür geceyi!"
"Gel sen bana inan, güldür geceyi!"
"Leyl-i Kadir'de yan, güldür geceyi!"
 
Leyl-i Kadr'in kıymetini bilenlere selam olsun...
 
August 07

NEFS (yarım şiir)

Nefs kuşanmış zırhını, kılıç kalkan elinde
Tuttuğun yol, yol değil; dön bataklığa diyor.
Zayıf, çıplak irade ince kıl üzerinde;
Bir çıplak bacak görse, titriyor, sendeliyor…

NEFSBir kolumdan çekiyor alçak nefs bataklığa;
Diğerine de mazlum irade asılıyor!
Bu ezeli düşmanlar sonunda ortaklığa
Yanaşmıyor ve göğüs kafesim yırtılıyor!

Her darbeye tepkisi irademin yalnız “ah!”
Ne silah ne gücü var nefse karşı koymaya.
Her darbesinde nefsin, hesabıma bin günah
Yazılıyor ve cinnet başlıyor gün saymaya!

Eksik akıl, ilim, aşk ve fazla fazla zehir
Ruhumu cehennemin demirbaşı yapıyor.
Ulvi harb kalıntısı, beden; bir viran şehir!!!
…………………………………………………………….!!!


(Şiiri, günlerce üzerinde düşünmeme rağmen tamamlayamadım… Yarım şairin, yarım şiiri işte!)

ANLA

Aralandı perde, göründü odam;Düşünceli adam
Alnı ellerine düşmüş bir adam!
Bir kalem, bir kağıt ve neler neler?
Seccade, bir tesbih ve düşünceler!

Nedir bu hal; neden bozuldu düzen?
Nerde yokta varın resmini çizen?
Uzansam boşluğa kim tutar beni?
“Zaman” denilince “an” yutar beni!

Doldurdum ruhumu saplantılarla
Ve çıldırdım artık; Çıldır ve Anla!
Anladım iman da insan da neymiş…
Anladım ki her ruh bir beden giymiş!

Ruhu kalıbından çıkaran yiğit
Bulur anahtarı, sıratsa kilit!
Teni duygusundan kalınsa kulun,
Onda kıymeti çok imandan pulun!

August 03

TAVSİYE SPACE

Öner TÜRKYILMAZ'ın space'i...
Farklı resim, yazı ve yorumlar için,
tıklayın : ""
ONEROS""
 
July 16

ERDEM BAYAZIT ANISINA

BULMAK

Bir an kayboldun gibi! yaşadım kıyameti            
Yoruldun ama buldun ey kalbim emaneti             
Yeniden su yürüdü dalıma yaprağıma                  
Bir bakışın can verdi kurumuş toprağıma           
Çiçeğe durdu kalbim içtim parmaklarından         
Göz çeşmem suya erdi sevda kaynaklarından       
Bir aydınlık denizin sonsuz derinliğinde             
Yüzüyorum gözünün yeşil serinliğinde                
Bir ışık bir kelebek biraz çiçek biraz kuş         
Yeni bir ülke yüzün ellerimde kaybolmuş            
Soluğum bir kuş gibi uçuyor ellerine                 
Kapılıp gidiyorum saçının sellerine                     
Gözlerinden göğüme sayısız yıldız akar              
Bir gülüşün içimde binlerce lamba yakar            
Bir kurtuluştur o an çağrılsa senin adın             
Sesin ne kadar sıcak sesin ne kadar yakın          
Tabiat bir bembeyaz gelinlik giymiş gibi          
Yüzüme kar yağıyor sanki elinmiş gibi               
Sensiz geçen zamanı belli yaşamamışım             
Sensizlik bir kuyuymuş onu aşamamışım             
Bir yol buldum öteye geçerek gözlerinden         
İşte yeni bir dünya peygamber sözlerinden       
Ölüm bize ne uzak bize ne yakın ölüm               
Ölümsüzlüğü tattık bize ne yapsın ölüm             
                                           ERDEM BAYAZIT

 

Şair, yazar, düşünce adamı ve eski milletvekili Erdem BAYAZIT, yaşamını yitirdi. Uzun süredir kanser tedavisi gören 69 yaşındaki Bayazıt, İstanbul Özel Acıbadem Hastanesinde 05.07.2008 Cumartesi akşam saatlerinde hayata gözlerini yumdu. Kendisine Allahtan rahmet, ailesi, yakınları ve sanat dünyasına da başsağlığı diliyorum...

July 04

GENÇLİK NEREYE?

Genç adam şuurunu unutmuş şişelerde

Ve namus uçup gitmiş, loş, kuytu köşelerde…

Cemiyetin ördüğü ahlak denilen duvar

Yıkıldı, yıkılacak; bir darbelik ömrü var.

Beynimde uğulduyor hala şeytanın sesi;

“Gençlik benimdir” derken pis kokan o nefesi…

Karşı çıkacak kimse yok mu bu sapkınlığa?

Ahlaklı yobaz oldu, şeytanın kulu ağa!

Uyan cemiyet uyan, mahvoluyor istikbal!

Dayan yüreğim dayan! Yahut hem kör ol hem lâl!

Kızım zina içinde, ben nasıl dayanayım?

Ve oğlum bir alkolik! Hangisine yanayım?

Hangi yalana kandın, kime inandın söyle!

Ne verdiler ki sana günaha düştün böyle?

Yalnızca gence kızmam, ana-baba da suçlu,

Bugün yaşayan herkes yarına iman borçlu!

June 17

ARZU (Ölüme)

Zor geliyor hayat, irkiliyorum

Ansızın bir ölüm arzusu ile…

Mutlak sonu sevmek, tutulmak ona,

Ruhu sıkıştırmak hayat çarkına,

Dişlide ölümün tadına varmak…

Gözleri mıhlamak kara toprağa,

İmrenmek sararıp solan yaprağa,

Bedeni bembeyaz kefene sarmak…

Gece, yatağından mezara düşmek…

Gördüğü rüyanın bağrını deşmek…

Sonunda bu hâli de hayra yormak…

Bu hayat kimlerin vazgeçilmezi?

Kimler için ölüm bir kara yazı?

Bu sorular benim beynimde sızı…

“Ben beni bilirim” demeyip sormak…

Son vermek düşünce fonksiyonuna,

Can vermek hayatın vuslat anına,

Erince yüreğim bu muradına…

Bir solukta uzun köprüyü geçmek,

Ulvi çilegâhtan huzura göçmek…

May 17

SOĞUK (Elfida'ya)

Güneşin üstüne bir yorgan örtün,       

Bu soğuk onu da dondurur yoksa…       

Beni düşünmeyin, çünkü ben bütün     

Bir alevli ruhum, ayaz bir oksa!         

                                                      

Üşümem bu canda durdukça canın,     

Gönlümün sahibi varken üşümem.        

Üşümem dilimde döndükçe adın;         

Elfida ömrüme yârken üşümem!          

                                                      

Hasret mi havayı böyle soğutan,         

Âşıkla maşukun uzaklığı mı?              

Aşk mıdır bedeni yangında tutan,       

Elfida’nın cana yasaklığı mı?             

                                                      

Ne zaman biterse gördüğüm rüya,      

Ne zaman kaçarsa sevda bedenden…  

Ben “ancak ölünce” diyorum güya;       

Ölünce üşürüm, bildin mi neden?       

                                                      

Azrail rüyadan uyandırınca,             

Sevdam, aşkım senle kalsın isterim!   

Elfida, kalbimi toprak sarınca,         

Ellerinde özgür olsun hislerim!         

 

www.hasanturkyilmaz.net

ELFİDA

Elfida, çözemedim ben bu işin sırrını;                

Neden sabah olmuyor, neden doğmuyor güneş?   

Belki de son gecemdir, belki görmem yarını!       

Elfida, aşkım baki, bedenim olsa da leş!            

                                                                     

Elfida, sen bir hayal, hatta muhalimsin sen;       

Bir karakalem ile mısralarda çizdiğim…           

Aşktan yana kör cahil; zulümde âlimsin sen!      

Elfida; sancısını her hücremde sezdiğim…         

                                                                    

Elfida, bu hançeri kim verdi, nerden buldun?    

Kimden aldın boynuma taktığın bu tasmayı?      

Ya her gece başıma inip kalkan bu odun?         

Elfida, urgan mı yok, bilmez misin asmayı?       

                                                                    

Elfida ah Elfida! Vazgeç şu eziyetten.             

Bedeni acılarla öldüremezsin tini!                    

Her gün bir cımbız ile parça koparsan etten,   

Seni içimden almak kadar incitmez beni!           

                                                                    

                                   Elfida; ölümüne sevda!!!

 NOT: ELFİDA: Feda etme, gözden çıkarma, verme…  anlamına gelen bir isimdir…

SORU-CEVAP

Sordular; var mı senin gönül verdiğin biri?         
Dedim ki; insan değil gönül verdiğim, peri!        

Sordular; kimlerdendir, nedir adı o yârin?          
Dedim ki; adı nurdur,uzağındadır nârın!             

Sordular; var mı gönlü sevdiğin kızın sende?      
Dedim ki; o bir başka aşığın hevesinde!            

Sordular; nasıl sevda, nasıl bir aşk sendeki?      
Dedim ki; bu aşk sebep derde ruh ve tendeki!    

Sordular; kim ve nasıl derman olacak sana?       
Dedim ki; hiçbir tabip çare bulamaz bana!         

Sordular; paki nasıl döneceksin hayata?            
Dedim ki; onsuz hayat değişilmez memata!       

ESİRİNİM

Yüreğimde sana yer verdiğim günden beri,
Biraz sarhoş, biraz keş, biraz da derbederim.
Ne bana geliyorsun, ne kaçıyorsun geri!
Bari bir çift söz söyle, iki kelam et derim!

Yolların kesiştiği tüm köşeleri tuttum,
Seni gördüğüm anda sözlerimi unuttum.
Ve gelince göz göze dedim ki hapı yuttum.
Anla şu hâl dilimden, beni bir seyret derim!

Beni bildiğin bütün aşıklarla kıyasla;
Hiçbiri benim kadar mecnun olamaz, asla!
İnanmazsan başını şu göğsüme bir yasla…
Fırlamasın yerinden kalbim, dikkat et derim!

Bir şiir yazdım diye sanma ki sanatçıyım;mahkum
Ne şairim, ne yazar; ne ressam, ne hatçıyım.
Yalnız aşk sanatında birazcık inatçıyım..!
Beni şiirimle an, yahut da unut derim!

Çile en yakın dostum, sabır ise uzakta.
Can vermeye niyetim var benim bu tuzakta.
Madem ki ölüyorum, son kez yüzüme bak da;
Benden helallik iste, sonra bırak git derim!

Aşığınım ben fakat, vuslat beklemem aşktan..
Bana ufak bir oda ver gönlündeki köşkten..
Cenazemi görürsen bir damla akıt eşkten..
Bütün arzum bu kadar; beni mazur tut derim!

Yanarım, yanan yerim bedenim değil ruhum.
Söndür ki yangınımı, seni yakmasın ahım!
Sen ki; gönül sultanım, sen ki; ruh padişahım,
Ben senin esirinim, etme hiç azat derim!

April 06

NEFRET

Nefretimin köpüğü düşse avuçlarına,
Yüreğine kor ateş düşmüş gibi olursun.
Kinim dağılsa sonra ta parmak uçlarına,
Yüreğin bir kor olur, ölmüş gibi olursun.

Öfkem sinip havaya çevirse bedenini,
Son bir nefes alsan ve sarsa hücrelerini,
henüz farkedemeden, bilmeden nedenini,
Ruhu donmuş bir kaya, bir taş gibi olursun.

Ağlasan ve gözyaşın aksa yanaklarına,
Bir ağrı hücum etse sonra şakaklarına.
Kendini bulmak için şehrin sokaklarına
Çıkıp da kaybolmuş bir berduş gibi olursun.

www.hasanturkyilmaz.net

April 04

DİYORSUN Kİ...

Sen gittin gündüzler uykuya daldı.
Mevsim hep güz oldu, yaz dünde kaldı.
Bir deli yel esti, aklımı aldı.
Rüzgarlar aşkımı çaldı diyorsun.
 
Ne yana dönsem sen, nereye gitsem,
Yakalayamadım, ne yapıp etsem?
Belki tüm bunları kenara itsem;
Bir işin ucundan tutsam diyorsun.
Beyhude sevmişsin diyorlar bana,
Boşa ağlamışım hep yana yana!
Elimde olsa da birgün rüyana
Gelip aşkım desem sana diyorsun.
Unuttum desem de inanma, yalan!
Bir tek senin adın aklımda kalan.
Senden sonra boyun büküp de solan
Güllerin bahçesi talan diyorsun.
Ayı aydınlatan senmişsin meğer.
Aşkın güneşi söndürmeye değer!
Bu kul dostu över, düşmana söver,
Ama en çok seni sever diyorsun.
Mektubun kesildi, gelmiyor haber,
Unutmuşsun, hiç sevmemişsin meğer!
Bizim yazımız bu, ne denir, kader!
Bu hayat ölümden beter diyorsun.
Düşmüyor toprağa bir damlacık su,
Yaprağı sarmış susuzluk korkusu.
Sensizlik gözlerime kursa pusu,
En zayıf anımda vursa diyosun.
Bugün yüreğim bir garip kederde...
Ecel dahi derman olmaz bu derde!
Hakkın aşıkları göğe gider de;
Benim cehennemim yerde diyorsun.
 
March 30

SÜKÛT - 2

Sabır benim ekmeğim, suyum hatta nefesim.

Sabredip susuyorum, yoksa çıkardı sesim.

 

“Sen” derdim, “sen ki zalim, yetmedi mi ettiğin;

Sever gibi yanaşıp, söver gibi gittiğin?”

 

Ve derdim ki “kalbinin dili var lâkin yalan;

Yalan ne söylediysen ve ne yazdıysan yalan!”

 

Susuyor, susuyorum, sükût bütün servetim.

Ettiğim iki çift söz; bu da benim gafletim.

AŞKIMIN İNTİKAMI

                                              BİRGÜN…

Saracak seni aşkım, bir bahar akşamında;

Rüzgâr, sana yazılmış bir şiir sanacaksın.

Hiç tadı kalmayacak günün de akşamın da.

“Neden unuttu?” diye düşünüp yanacaksın.

                                               VE…

Güneş batarken garptan, ay semaya inecek,

Ayın zayıf ışığı yön verecek gölgene.

Ruhuna bensizliğin ıstırabı sinecek.

Oturup çaresizce ağlayacaksın yine.

                                               ARTIK…

Ne düşünürsen düşün, ne hissedersen hisset;

Zincirin son halkası benim aşkım olacak.

Hayalimi kurmasan, aklına çeksen de set

Yüzüm rüyalarında tekrar şekil bulacak.

                                               ÇÜNKÜ…

Hafızanın kalbine işlendi benim adı.

Bir gün silip atsan da orada bulacaksın.

Kulağında çınarken duymadığın feryadım;

Mevsimle inatlaşan gül gibi solacaksın.

                                               SONRA…

Dünya zindan olacak, bilemem sonrasını.

Ben sana söyleyeyim, hayır yok bu gidişte!

Unut mutlu olmayı, şimdiden tut yasını;

Aşkım intikamını böyle alacak işte!!!

                                               BİTTİ…

(İntikam alma hakkı aşkındır; aşığın aklına bile gelmez intikam. Aşık intikam almaya kalkarsa; zaten aşık değilmiş demektir…)

March 07

MED-CEZİR

Madde dairesinde esrarengiz bir hâl var;
Elini uzatıp ay, çekiyor denizleri!
Denizde aya kavuşmak gibi bir hayâl var;
Cazibesiyle ayın, çözülüyor dizleri!
Ebedî hasretliğe soyunmuş ay ve deniz;
Zahmeti çok sevdanın ve muhaldir vuslatı!
İner her gece suya ayışığı; yakamoz;
Remzi yakamoz aşkın; med-cezir de kanıtı!

February 16

BANA GÖRÜNMEDEN GİT

Son bir kez el sallama, “elveda” deme sakın!

Gideceksen; sessizce, bana görünmeden git.

Bir lamba yandığında kaçan karanlıkların

Hızında, yani birden, bana görünmeden git!

 

Mesela gün uyurken, ortasında gecenin,

Beni konuşturmadan dilinde bülbülcenin…

Ve bahsini duymadan “Kal” diye bir hecenin,

Karşında yalvartmadan, bana görünmeden git!

 

Yalnızca bir lâhza dur tam kapının önünde.

Bir damla gözyaşı dök bu ayrılık gününde.

Aşk’ın en yaslı anı ve hüznün düğününde,

Arkana bakmadan ve bana görünmeden git!

 

Gideceksen, bir daha dönmeyi unutarak,

Gitmenin bedelini bilerek, anlayarak,

Kapıdan çıktığında gemileri yakarak;

Anahtarları bırak, bana görünmeden git!

 

Gittiğin yerde her şey beni hatırlatacak;

Ayrılık asıl o gün bağrını kavuracak!

Sana yalnızca çile var artık yaşanacak…

Hepsini göze al ve bana görünmeden git!

 

Bir mektup bile yazma, hatta selam yollama,

Mümkünse yaşadığım bu şehre hiç uğrama.

Çünkü bu merhem değil, tuz basmaktır yarama!

Gelip görünme bana, bana görünmeden git!

 

HASAN TÜRKYILMAZ

February 09

"USTAM"

Ustam, bırak beni, gidem bu elden;
Bana göre değil demiri dövmek.
Gam kapıyorum be küfürlü dilden,
Kime helal imiş gavura sövmek?

Mesken tutarım da bir dağ başını,
Eşkiyaya yoldaş olurum ustam.
Arsızın boynundan kesip başını,
İte, köpeğe aş ederim ustam.

Bilmem hayır mıdır ettiğim dua,
Duyunca edepsiz bir çift söz ustam.
Böyle hadsiz söven diller lal ola,
Mahreme uzanan dil kopsun ustam!

Döverken demiri kızgın ateşte,
İncecik ve keskin bir kılıç olur.
Kötü söz söyleyen zaten kalleş de,
Küfre boyun eğen yiğit hiç olur…

“Küfre boyun eğmeyen, yiğit; Erol ÇİÇEK’e ithafen”

December 03

ANLASALAR...

          "Ben şimdi derdimi kime, nasıl anlatırım?"
          Anlatırken gözlerim dolarsa ya, ya nutkum tutulursa birden bire? Kelimeler bir yumruk gibi oturursa boğazıma; dilim dönmez, dudaklarım kıpırdamaz olursa tam adını söyleyecekken...
          Herşeyi anlatmak, ah! Hepsini en baştan bir daha yaşamak olmaz mı? Nasıl dayanır buna yüreğim?
          "-Dayanmazsa anlatma be kardeşim!" mi dediniz?
          Olmuyor işte anlatmayınca da. EVvelce bir zamanda sevginle, delice dolup taşmış kalbimi, bir tahtakurusu, bir güve gibi kemirirken sensizlik, çürümüş duygularım yıllanmış bir it leşinden beter kokarken her an ve bir zaman canıma can katan canın, canımı almaya çalışırken, gel de sus bakalım, gel de anlatma!.. Ama diyorum ya;
          "Ben derdimi kime, nasıl anlatırım şimdi?"
          ...
          Bütün bunlar bir yana, bir de "anlatsam acaba anlarlar mı beni?" vehmi çökmesin mi? Beni sen dahi anlamadın ki! Ya da belki ben seni... Bilmem neden anlayamadık birbirimizi...
          Hani diyor ya üstât ;
                    "Anlamak yok çocuğum anlar gibi olmak var;
                    Akıl için son tavır saçlarını yolmak var."
          Birazcık anlar gibi olsalar beni, anlatmaya ve sıkıntısına katlanmaya razıyım diyeceğim ama nerede dilimden, hâlimden anlayacak biri? Tıpkı eskilerin dediği gibi;
                    "Eşekten düşmüşün halinden anlamaz kimse; eşekten düşmedikçe!"
 
November 09

UYKU-HÂL

                Uyku, uyku ve uyku! Bilmem ne zamandır esiri olduğum, kurtulmaya da gayret etmediğim hâl!

                Gece ve gündüz, geçen vakti farketmeden ve önemsemeden güneşi, uykudayım. Yalnızca yatakta değil, sınıfta, yemekte, ayakta, otoüste, biriyle konuşurken, kitap okurken hattâ ve hattâ .....dayken bile, bir yandan uyuyorum.

                Yalnızca görmüyor olsam kör; duymuyor olsam sağır; konuşmuyor olsam lâl Ancak hiçbir hissî kudrete mâlik değilim. Uykudayım yani Nefes alan bir ölü düşününüz ve hâlimi anlamaya çalışınız. Ölü; ayakları üzerinde dik duran, gözleri açık ve hareketli, canlı bir beden tıpkı, ama ölü işte 

                Herşeyi tastamam bir otomobilin motoru olmadığını hayâl ediniz. Dışardan bakıldığında nesi noksan? Eksiği yok, tamam, tastamam! Ancak çalışmıyor ve gitmiyorFikir ve his yürütecek motorlarım nerdeler? İhtimal ki, vücudum bunlara muhtaç uyanmak için. Buna mukâbil, ben hiçbir şeye muhtaç değilim. Uyku hâlinden hayli memnunum, daha doğrusu şikâyetçi değilim. Esasen bu hâle karşı da bir hissim yok!

               Bilmem başka nasıl anlatabilirim, nasıl anlatılır!

               Bir ân için kalbinizi sökün göğsünüzden; beyninizi ağzınızdan kusun ve bekleyin İşte benim hâl ve yerimdesiniz. Günlük hayatınıza bunlarsız devam ediniz. Neyin azıcık da olsa bir önemi var şimdi? Geçmişin hatıralarından ve geleceğin hayâllerinden yoksun, bu günün idrâkından uzak

              Bir hâl işte bu; öyle yaşıyormuş gibi… Ya da sanki; ölmüş fakat öldüğünün farkında değil Bir hâl işte! Uyku, ebedî uyku, daim uyku!

 

http://www.hasanturkyilmaz.net/uyku-hal/

ZİNDAN

“Zindan; iki heceyle alemi bir kabre çevirdiler!”

           Zindan deyince akla ilk ne gelir, neler zuhur eder gözlerin önünde?
           Loş karanlık, dört duvar ve demir parmaklıklar! Küçücük bir cam, nemli ve ağır kokulu, pis hava! İnsanın içine zehir gibi çöken ve ıstırabı gün be gün katlamaya memur olan bela; yalnızlık!..
           Zindan başka neler hatırlatıyor? Anahtar şıngırtısı ve iskarpin takırtısıyla, ara sıra yoklayan, yüzü bir ölününki kadar hissiz ve tepkisiz olan bir gardiyan, nadiren görünen devlet suretli hapishane müdürü…
           Azıcık su, biraz ekmek… ve daim uyku, uyku…
           Başka, daha başka? Bir yığın ‘sözüm ona suçsuz’ sabıkalının bağrışmaları, kavgaları, küfürleri…
                           …
           Zindanda en çok bulunan şey, zaman. Ağlamak inlemek, sıkılmak ve uyumaktan arda kalan zaman!
           Zindan ve zaman! Ve bir de ben; zâhirde ikisinden de yoksun ve uzak, bâtında ikisinin de esir ve mâliki olan, ben.
           Ben; ateşin yakmadığı, buzun dondurmadığı, vurulsa da ölmeyen, ölmeyi beceremeyen bir ruhi azap müptelası… Şimdi zaman zindanlarında, ayağımda saniyelerden prangalar, bekliyorum. Bekleyişim zamanı durduracak celladın gelmesiyle son bulur!

 

Üstat’a ithafen

http://www.hasanturkyilmaz.net/zindan/

BÖYLE UNUTURUM BELKİ...

              Bu gece herkesin uykuda olduğu bir vakitte kalkacağım. İlkin zamanı durduracağım. Yıldızları karartıp ayın gözlerini bağlayacağım. Bütün lambaları söndüreceğim tek tek… ta ki; canlı ve cansız hiçbir şeye görünmeyeyim.
            Sonra bütün hatıralarımı bir araya toplayıp yakacağım ve külleri rüzgarın önüne katacağım. Maddiyattan sıyrılmış bir kurşun sıkacağım hafızama. Kerpetenle yüreğime sıkışmış duyguları sökeceğim; bu acıtacak ihtimal, biraz ağlayacağım.
            Geçmişten kalan ve geleceğe dair olan tüm hayal, umut, rüya ve başka ne varsa bende, yollara saçacağım. Onlar belirsiz bir istikamete giderken adım adım, ben her şeyi unutmuş olacağım.
            Ve artık döneceğim yatağıma. Ben gözlerimi yumarken, zaman işleyecek. Hiçbir şey olmamış gibi kaldığı yerden devam edecek hayat…
            Sabaha kadar uğramazsa ölüm, bin yıldır sırtında taşıdığı kayayı yere çalıp zincirlerini kırarak efendisinden kurtulan bir kölenin sevinç ve huzuruna eş bir hafiflikte uyanacağım. “Meğer bir yanılgının zinciriymiş umudum…(N.G)” gibi bir cümleyi hiç hatırlamayacağım… Ve olur ya bir gün, bir yerde karşılaşırsak…
            Sanırım seni tanıyamayacağım. Belki “gözüm bir yerlerden ısırıyor…” modunda, ama asla çıkaramadan kim olduğunu, boş ve anlamsız gözlerle bakacağım sana. Sen sonunda delirdiğimi sanacaksın…
 
 

hasan turkyilmaz

Occupation
Interests
Tanıyanlar bilir, tanımayanlar tanıyıp da naapıcak sanki...
(Lütfen tanışmak için mesaj göndermeyin, çünkü yanıtlamayacağım. Anlayışınız için teşekkürler!!!)
Photo 1 of 11
Ziyaret ettiğiniz için teşekkürler!
Please wait...
Sorry, the comment you entered is too long. Please shorten it.
You didn't enter anything. Please try again.
Sorry, we can't add your comment right now. Please try again later.
To add a comment, you need permission from your parent. Ask for permission
Your parent has turned off comments.
Sorry, we can't delete your comment right now. Please try again later.
You've exceeded the maximum number of comments that can be left in one day. Please try again in 24 hours.
Your account has had the ability to leave comments disabled because our systems indicate that you may be spamming other users. If you believe that your account has been disabled in error please contact Windows Live support.
Complete the security check below to finish leaving your comment.
The characters you type in the security check must match the characters in the picture or audio.

asalet asaletinyeter  

 
   
Kimseler Görmesin diye Gözlerimde SEL SEL taşan YANLIZLIĞI, kİMSELER DUYMASIN DİYE SESİMİ ışık SIZMAYAN bir odanın KARANLIĞINA koydum. UNUTSUN BENİ DAĞLAR, unutsun beni yolar ,unutsun beyaz güller..Kayboldum DERTLERİMLE denizlerin

ASALET BEYAZ GÜLÜM

 

3 çeşit dost vardır;Birincisi ekmek gibidir her zaman istersin.İkincisi ilaç gibidir lazım olunca ararsın.3üncüsü mikrop gibidir

o gelir seni bulur.Allah herkesi mutluluk yağmuru altında şemsiyesiz bıraksın...! (amin)
Başlığı ve mesaj alanını düzenlemeden önce özelleştirme değişikliklerinizi kaydetmek için Kaydet'i tıklatın.

ASALET BEYAZ GÜLÜM

June 3

   

Filistine Yardım İçin TıklayınHaftalık Ziyaretçi SayısıKimler ÇevrimiçiDinler 50 Toplist - Siteni Ekle Ziyaretcin ArtsinToplam Ziyaretçi SayasıŞönil Kumaş Üretimi YapılırKüpeşte Merdivenler YapılırKüpeşte Merdivenler Yapılır 
Feb. 5
FzL wrote:
şeker tadında sayfandan ayrılmak içimden gelmiyo.  Ama isteyenlere tavsiyem, google.reader ile akışına üye olsunlar... şahsen yazdıklarını meark eden 1i olarak mesajlar bana attığın gibi geliyo...
Oct. 17
Haydarwrote:
tebrikler hemşo....bitanesin...
June 8
Tevafuk etti Hasan Abi... Ben de Yuffus89'un dayısı Ahmet abinin çalışmalarıma eleştirel bakışına eleştirel ir gözle cevap yazmıştım ki, siz de haklı olarak bu konuyu ele almışsınız, onu gördüm; sevindim. 
 
Yine önce davranmışsın abi, teşekkür etmeliyim.   
 
Şair, her duyguya sahip, bütün duyguları bize tanıtan yürek!
Duyguları bizden önce kalem imbiğinde süzen kişi!
Kanıtı mı?
Kanıt: Her duygunun bir şiiri olmalı !!!
Kanıtı bu alandır!
 
YıldızSaygılarımla.Yıldız
May 10
BAŞTA "ÖZLEM BİLGİÇ" OLMAK ÜZERE; HERKESE;
Eleştiri çok zor bir sanattır. Eleştirmenler; işin ehli olanlar olmalı bu yüzden... Kör'ün sinemayı, sağırın müziği eleştirmesi gibi eleştiri yapmayalım...
Bu cümleden "Beni eleştirmeyin demek istiyor!" sonucunu çıkaranlar yalnızca ahmaklardır! Demek istediğim, ne beğeninizi, ne de şikayetinizi basit sıfat süslemeleriyle sunmayın. Mantıklı ve tutarlı cümlelerle ifade edn...
Beğendin mi? Neyi beğendin? Beğenmedin mi? nereyi beğenmedin?
Kolay eleşiri: güzel olmuş... olmamış...idare eder... vs...Dikkatinizi çekerim; övgü ya da yergi içermesi hiç önemli değil...
Ölem bilgiç'in yorumunu okuyanlar şunu farkedecektir; sayfa incelenmemiş, yazılar ve şiirler adam akıllı okunmamış ve arkasından eleştiri yapılmış; sadece idare eder...
Yani; "ben o filmi izledim ama kötü"; "o kitabı okumadım ama yazar saçmalamış"; "o şarkıyı dinlemedim, kimi söylediğini de bilmiyorum ama beğenmedim" "haa o bina mı, mimarisi muhteşem... gerçi görmedim ama..."  gibi bi eleştiri...
"Yazma tutkun bitmesin inşallah" şeklindeki iyi dileğinize katılıyor ve teşekkür ediyorum ama...
Sn Özlem Bilgiç; son olarak belirteliyim ki eleştirinizin kaale alınacak tek kelimesi var; o da "kardeşim" kelimesi... Kardeşlik nasıl ve ne zaman başlarsa başlasın kutsaldır... değere layıktır...
 
Umarım eleştirinize yaptığım eleştiri sizi incitmemiştir...
Eleştiri yapmak da bir sanat olduğuna göre; eleştirenlerin daima eleştiriye açık olması ve eleştiriden incinmemesi dileğiyle...
May 7
naturalistwrote:
kardeşim sayfana ayrıntılı olarak bakmasamda.ortada bi emek olduğu belli.abartılacak kadar da değilsin.sadece idare eder.daha yolun başında sayılırsın.inşallah yazmna tutkun hiç bitmez.
May 6
ayselwrote:
>Hi5 Glitters

Hi5 Comments, Glitters & Hi5 Glitters 

Apr. 6
space baya guzell hasan abi elıne saglık ama sen su profıl resmını degıstır:)
Mar. 15
Kesinlikle öyle... İşte itiraf ediyorum. Bunları ben yazmadım... Yazarken kendimden geçiyor, bir başka hâlde bir başka adam oluyorum. Birinin kulağıma, yüreğime fısıldadıklarını yazıyorum...
Nov. 17
Hasancım kalemine yüreğine sağlık, yazdıklarını okuyunca farkettim, yastığımın altında ilk sahibi ben olmayan bi defter, içinde kalemlerin mürekkebi bite bite değişik renklerle yazılmış yazılar, şiirler, sözler hatta ilkokuldan çıkalı 9 yıl olmuşken hala aynı çocuksu çizgiler... Ama farkettimde sanki yazılanlar yazanın değil, yazdıranın marifeti...Sence..?
Oct. 20
TAMERwrote:
KARDEŞ MSN SPACEİN GÜZEL OLMUŞ ELİNE SAĞLIK SENİ DE BENİM SPACE E BEKLERİM AYRICA BİZİM DRT SPACE GRUBUMUZA KATILMANI İSTERİZ KENDİNE İYİ BAK EYW
Oct. 8
şeymawrote:
merhaba hasan.çok dikkatimi çekti yorumları okudumda bayanlar yorumdan çok tanışma mesajları bırakmışlar.ne diyim hayırlısı olsun
Sept. 17
neslihanwrote:
Denemelerin gerçekten iyi tebrik ederim ama en güzeli edebiyatı bu kadar sevmen.İşte bu hepsinden daha güzel.
Sept. 7
kardeşim ellerine sağlık.. Herhalde hiçbir zaman şişede durduğun gibi durmayacaksın.. en iyisi de herhalde böylesi..
suleyman afsar
Sept. 3
kardeşim ellerine sağlık.. Herhalde hiçbir zaman şişede durduğun gibi durmayacaksın.. en iyisi de herhalde böylesi..
Sept. 3
valla arkadaş iyi yazı yazmışsın asılmayın çocuğa kızlar ağır başlı olun biraz be kızsınız siz rahar bırakın çocuğu yakışıklıysa yakışıklı sizene  
Aug. 20
haluk atakwrote:
la halamınoğlu resimleri de güzel çekmişim yaw.. Açık ağızlı edebiyatın yanında fotoğrafçılıkla uğraşmaya karar verdim yaa.. :)) aslan karizma halaoğlu.Açık ağızlı
Aug. 14
sevdawrote:
MERHABA  ŞİİRLERİN ÇOK GÜZEL. YÜREĞİNE DİLİNE KALEMİNE SAĞLIK TANIŞMAK İÇİN DEĞİL .TEBRİK ETMEK İÇN YAZDIM . 
Aug. 8
gamzewrote:
 eh iste gzlsin ya
July 29
No namewrote:
merhaba şiirlerini okudum hepsi çok etkileyiciydi ve çok samimi buldum buzamanda böyle içten duygular besleyip duygularını bu kadar samimi itiraf eden bir erkek bulmak çok zor aslında ben böyle erkeklerin kalmadığını düşünüyodum taki senin yazılarını okuyana kadar iyiki varsın ve umarım hep böyle kalırsın Kırmızı gül
July 25
snyswrote:
cidden sayfanı açtığımda pek mühim bişi değildir die düşündüm ama yazdıklarınızı okudukça  helal olsun bee dedim:)şu herşeyi aşk sanıpta  öküz aşkıyla karıştıranlar yüzünden şöyle ağız tadıyla aşk yaşayamıyoruz!!!dewamlı olması dileğiyle ;)
July 20
EMİNEwrote:
çok güzel hazırlamışınız tşkrlr gerçekten de SPACE bye
July 19
tuba yanmazwrote:
cok gusel olmus space  yazılar felan inan harıka okurken hala boyleleride var diyebiliyorum.....
July 12
by 
by 
by 
by 
by 
by 
by 
by 
by